Özgün Adı: The Young Elites
Yazar: Marie Lu
Çeviren: Özge Nur Küskün
Sayfa Sayısı: 368
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Goodreads Puanı: 3,94 (60K+)
Benim Puanım: 3,5
Arka Kapak
Onlar Hayatta
Kalanlar, Liderler, Savaşçılar. Onlar Genç Elitler.
Adelina Amouteru, ölümcül bir hastalıktan kurtulmuştur. On yıl önce ülkesini kasıp kavuran kanlı humma vücudunda tuhaf izler bırakmıştır. Fakat hastalığı atlatanların bazılarında, başka şeyler de kaldığı rivayet edilmektedir… Gizemli ve sıradışı yeteneklere kavuştuklarına inanılan bu insanların kimlikleri gizlidir ancak onlara Genç Elitler denmeye başlamıştır.
Teren Santoro, Kral için çalışmaktadır. Engizisyon Mihveri'nin lideri olarak görevi, tehlikeli olduğuna inandığı Genç Elitler'i bulmak ve onlar ülkeyi yok etmeden onları yok etmektir ama aslında Teren hepsininkinden büyük bir sır saklamaktadır.
Enzo Valenciano, Hançer Cemiyeti üyesidir. Bu gizli Genç Elit grubu, kendilerinden olanları Engizisyon Mihveri'nden önce bulmaya çalışmaktadır ama Adelina'yı bulduklarında onun şimdiye dek görmedikleri güçlere sahip olduğunu keşfedeceklerdir.
Birbirinden apayrı savaşlar sürdüren bu üçlünün yolları hiç beklenmedik şekilde kesişecektir. Ancak hepsinin emin olduğu tek şey vardır: Karanlık bir intikam ve yok etme arzusuyla yanıp tutuşan Adelina'nın güçlerine bu dünyada yer yoktur.
Adelina Amouteru, ölümcül bir hastalıktan kurtulmuştur. On yıl önce ülkesini kasıp kavuran kanlı humma vücudunda tuhaf izler bırakmıştır. Fakat hastalığı atlatanların bazılarında, başka şeyler de kaldığı rivayet edilmektedir… Gizemli ve sıradışı yeteneklere kavuştuklarına inanılan bu insanların kimlikleri gizlidir ancak onlara Genç Elitler denmeye başlamıştır.
Teren Santoro, Kral için çalışmaktadır. Engizisyon Mihveri'nin lideri olarak görevi, tehlikeli olduğuna inandığı Genç Elitler'i bulmak ve onlar ülkeyi yok etmeden onları yok etmektir ama aslında Teren hepsininkinden büyük bir sır saklamaktadır.
Enzo Valenciano, Hançer Cemiyeti üyesidir. Bu gizli Genç Elit grubu, kendilerinden olanları Engizisyon Mihveri'nden önce bulmaya çalışmaktadır ama Adelina'yı bulduklarında onun şimdiye dek görmedikleri güçlere sahip olduğunu keşfedeceklerdir.
Birbirinden apayrı savaşlar sürdüren bu üçlünün yolları hiç beklenmedik şekilde kesişecektir. Ancak hepsinin emin olduğu tek şey vardır: Karanlık bir intikam ve yok etme arzusuyla yanıp tutuşan Adelina'nın güçlerine bu dünyada yer yoktur.
Benim Yorumum

Ana karakterimiz Adalina, bu hastalık yüzünden sol gözünü kaybetmiş. Koyu renkli saçları gümüş rengine dönmüş. Kendisi işaretli ama güçleri kendini göstermemiş ve babası bu yüzden Adalina'yı zorluyor. Çünkü halk arasında lanetli olduğu ve uğursuzluk getirdiği düşünülen malfettoları kimse istemiyor. Babası da eğer bir gücü varsa Adalina'yı kullanabileceğini umuyor.
Bu arada, babası şerefsizin teki. Adalina'ya davranış biçimi o kadar kötü ki insan kendini üzülmekten alıkoyamıyor. Onu hor görüyor, aşağılıyor, dövüyor... Yani, olayın kendisi beni cidden üzdü. Adalina sevilmeyen ve sevmeyi de bilmeyen bir karakter.
Kimse sizi kendiniz gibi istemezdi.
Kendilerinin hoşuna giden kişi olmanızı isterlerdi.
(sf 102)
Kitap hakkında çok ağır eleştirilere sahip olmamakla birlikte ben pek sevemedim, sebebi de tamamen zevkime hitap etmiyor oluşuydu. Sanırım Marie Lu bana hitap etmiyor.
Teşekkürler bölümünde yazarın anlattığına göre kitap aslında yetenekleriyle iyilik için savaşan güçlü bir kadın karakteri anlatıyormuş fakat yazar devamını bir türlü getiremiyormuş. Sonra temsilcisinin önerisiyle 'kötü kız' olan yan karakter Adalina'yı ana karakter yapmaya karar vermiş.
Sorunum da tam olarak burada aslında. Adalina'daki kötülüğü, ruhundaki karanlığı hissedemedim. Nefret dolu düşünceleri beni pek etkilemedi. Onu hiçbir zaman 'kötü kadın' figürü olarak göremedim. Kitapta 'kalbinde iyilik olduğu ama ruhundaki karanlığın iyiliğe baskın çıktığı' söyleniyor, gerçekten de öyle fakat yazar bunu yeteri kadar iyi yansıtamamıştı bence.
Kitapta önemli konumu olan bir diğer karakter, aynı zamanda ana erkek
karakterimiz, Enzo hakkında ise ne hissetmem gerektiğinden emin değilim.
Gizemli ve cidden tutkulu biri olduğunu inkâr edemem ama yazarın vermek
istediği derinliği verebildiğini düşünmüyorum.
Önceki benle aynıydım.Ama aynı zamanda tamamen yabancı gibiydim.
(sf 72)
Yine de Enzo'nun akıbetini merak etmediğimi söyleyemem. İlk kitabın sonu, buna
dair fikir verse de sonraki sürecin nasıl ilerleyeceğini merakla bekliyorum.
Genel hatlarıyla başarılı bir romandı. Kurgu, işleyiş, yazarın oluşturduğu
dünya, çeşitli saray entikaları ve acımasızlık gayet iyi işlenmişti. Efsane
serisine kıyasla kat kat daha güzeldi hatta. Bir seriye giriş için de harika
bir başlangıçtı. Aksiyon, romantizm ve pek çok unsuru bir arada gördük.
"Şehir çok güzel."
"Yalnızca şehre yeni gelen biri için öyledir."
(sf 80)
Tek sıkıntım karakterleri hissedememek oldu, bu da beni romandan soğuttu. Bence
şans vermeye değer bir kitap.
Kitabı satın almak için:
0 yorum